Karanlıktan korkan birinin elektiriği kesilmiş bir odada tek başına kalması gibi nefesimin kesildiği anda büyüyen gözbebeklerim ve ben,çok yalnızız.Gri bir tişörtün içinde uyumayarak geçirdiğim günün yüzümde bıraktığı suskun çizgiler var.Kırıklarımdan titriyor ellerim, bardağı tutamayışım ondan.Bakışlarımdaki donukluk hissizliğimden değil,hiç kimseyle konuşmamam içimi susturamayışımdan.Dilim lal,cümlelerim yarım.Aklım bu kadar karışıkken..
Akıntı yönünde sürüklenen bir çakıl taşı gibi sürtüne sürtüne yaşlanırken alışkanlarımı değiştirme cüretine sahibim artık.Hayatımın kontrolü bende değil ve istediğim gibi oynatamıyorum ruhumdaki kuklayı.İçimdeki iklimi ılıklaştırdığımdan beri başımı başka omuzlara yaslamak yerine boynumun üzerine tutmayı becerebiliyorum.Gözyaşlarım eskisi kadar narin değil en ufak bir rüzgarda dökülmüyorlar.Tek başınalığı kaldırabilecek kadar kuvvetlense de kollarım; Ah.Bir de sen olsan.Yüklenirdik sevda sözlerimizle ikimiz.Giderdik uzaklara. Derin duygulara..Kimsenin bilmediği görmediği sadece ikimize özgü yerlere..Bir yerim hep eksik..Sen damarımda kanımda aklımda tüm ruhumu kapladın..Ağlayamıyorum dökülmüyor gözlerimden yaş..
Dondum gözümde hayalin ,kulağımda sesin düşüncelerini de söylemesende biliyorum Kızgınsın kırgınsın dönüşü yok..Canım yanıyor içim buruluyor..Sakin sessiz duruyorum sanıyorsundur..Yanılıyorsun..Dünya yıkıldı tek başıma altındayım..Bu kez sebep ben değilim..Can attım gelebilmek için akşam erkenden yattım sabah erken olsun diye..Rest çekemedim ,gitme denildiğinde olmaz gitmeliyim diyemedim..Diyemedim işte neden diye sorma..
Kelimeleri kırgın.Yüzü dökülmüş şiir gibi..
Eksikliğim sensizliğim..Artık bir sebepte yok bu mücadeleye..
Rüzgara karşı uçamayıp takılı kalan bir uçurtma gibi olduğum yerde sayıyordum.Yırtık,birkaç kuyruğu kopmuş...Kopan yerlerine çaput bağlamakta bile geç kalınmış,yitik biraz...Kitap...Bir fincan kahve,şekerli...Yeşil bir tişört...Dağınıklığı bile simetrik.Kelimeleri israf edemeyecek kadar yorgun ve kısık bir ses.Başında insancıklardan yapılmış tacı yok görüldüğü gibi.Bitkin.. Hasta olduğundan yer çekimine direnen bir gamzesi var.Bekliyor neyi beklediğini bilmeyerek.”Ben seni dinlemedim,sen beni anlamadın” diyor şarkı.Hayatında bu kadar pencereleri açık olsaydı içeriye hava girerdi.Peşinde dolanan bir aklım,karşılaşabileceğin seni takip eden düşüncelerim var yokluğunda.
Ne de olsa konuşmak çift taraflı bir eylemdir.
Konuşmak lazım(dı )varlığında.
Attığımdan beri havada duran bu zarlar yere mi düştü yoksa_?
Bir ses duyarsın uzaklardan. Sevdiğin, özlediğin birine aittir. Dostuna. Yıllarını beraber geçirdiğin, gülüp, eğlendiğin, dertleştiğin.. Şimdi "anne" olan bir dostuna:) İyi gelir. Mutlu hisseder, gülümsersin. Tüm yaşadığın günlük stresine, sıkıntına, gerginliğine rağmen..
Kimi zaman...
Unuttuğun şeyleri hatırlatan "an"lar yaşarsın. Tedirgin yaklaşırsın önce, bilemezsin nasıl tepki vereceğini.. Belki de korkarsın. Güvenmek zordur zira. Babana bile güvenemezken bu hayatta! Anlamlandıramazsın net olarak, ama bilirsin ki ruhuna iyi geliyor. Yasa o zaman dersin, git gidebildiğin kadar. Ayni Marquez gibi: "Yüreğinin götürdüğü yere git" dediği gibi!
Kimi zaman...
Dinlediğin bir şarki seni başka bir yere götürür. O hep olmak istediğin yere hani. Gidemediğinden sebep, gitme cesaretini gösteremediğinden sebep için için yandığın, tutuşup, kul olduğun, küllerini dağıtıp, tekrar onlardan doğduğun yere hani.. Huzurlu hissedersin kendini, bırakırsın öylece koltuğuna..
Kimi zaman...
Kendine aynada baktığında tanıyamazsın karşındaki sureti. Yabancı gelir, tamamen yabancı, hüzün dolu gözleri olan biri. Belki gözler bir miktar tanıdık! Öylece gözlerinden yaşlar süzülüverir kendine bakmayı sürdürürken. Sonra hüngür hüngür ağlarken bulursun kendini. Nedensiz, kedersiz, bomboşken çevren. Sonra gider en güzel Sezen şarkılarından birini çalarsın ses düğmesini en sona dayayaraktan: 'Ağlamak güzeldir, süzülürken yaşlar gözünden.." diyenini..
Kimi zaman...
Bir sürü sey yaşıyorken, iyi ve kötü..
Eğlenceli ya da yorucu..
Sıkıcı ve huzur verici..
Geren ya da rahatlatan..
Yazacak bir şey bulamamak ne acı!
Ya da yazacak bir sürü şey bulmana rağmen bunları kelimelere dökmeye üşenmen!
Mevsim mi sebep acaba? Yoksa yasadığın enteresanlıklar mı? Anlayamadığın insanlar mı? Önünden, sen ne yaparsan yap, akıp gidiveren hayatin mi? Yaşın mı yoksa? Bir şeylerin eski çekiciliğini yitirmesi mi?
?
Boşverin:) Aşık olun!
Empati yapın daha fazla.
Çocukların saçlarını okşayın.
Sokaklarda amaçsızca dolasın. Çevrenizdeki her ayrıntıyı zihninize kazıyın.
Bir tane hayatınızı pasa gönlünüzün istediği gibi yaşayın. İyi olun. iyi hissettirin. İnsan olun. Gerisi gelir nasılsa. İnandığım budur!
Masaldı işte adı üstünde, hep sıradan başlayan, sıkıntılı gelişen, ve mutlu sonla noktalanması gereken masallar…
Noktalanması gerekiyordu masalların mutlu sonla, fakat benim masallarımın hiç sonuç kısmı yazılmadı. Gelişme kısmına hapis bıraktım hayal gücümü, sayende… Sen anlattın, ben yazdım, oynayanlar hep gelişme kısmında tutuklu kaldı, sonuca ulaşamadı…
Benim masallarımda aslında Sen yoktun. Vardın ama, varolan Sen; Sen’deki Sen değil, Ben’deki Sen’din. Zaten Sen’deki Sen eşit değildi Ben’deki Sen’e…
Yine bana masallar anlat… Bu kez kalmasın gelişmede, bu kez sonuca ulaşsın… Bu kez masalın kahramanı gibi, anlatanı da Ben’deki Sen olsun…
"bir damla sevgi" dedi kadın , bir damla aşk dokundur damarlarıma,
dokundur da zor olan hayatım kolaylaşsın , küçük görünsün yüreğime ,
Kaf dağına dönmesin yaşam..
"bir damla özlenmek "dedi kadın , bir damla özlem dokundur damarlarıma,
dokundur da Leyla olmasam da Leyla gibi avunayım kendimle..
"sevdiğini söyle "dedi kadın , hem de delice , deli olsun , fırtına gibi olsun . Bu sıralar tutkunuyum sevilmenin , ne olur çok görme , beni es geçme..
sevgini söyle ki , bir bedende yeşersin yaşam ,
söyle ki sessizliğe gömülsün isyan,
söyle ki pembeye boyansın dünyam ,
söyle ki benliğimden silinsin katran..
ya sevdiğini söylersin utanmadan ya da bana ağıt var çok uzaklardan..
Not:Bu yazı , eşinden yada sevdiğinden sevgi sözleri duyamayan ama duymak isteyen her kadın ve erkeğe yazıldı..Sevilmek ya da bunu duymak hayatın tek gayesi değil..Ama insanın hayata tutunmasını sağlayan büyük bir anlam . Kimse sevmekten ve bunu dile getirmekten asla utanmasın ....
Kaç gündür ilk defa bugün kendimleyim , ne güzel bir duygu diye kendi kendime hayıflandım.
Sanki hiç tek kalmamışım bu koca evde , sessizliği hiç yaşamamışım gibi hissettim.
Yalnızlığımı çoktandır dinlememiş miyim ben , sakinliği özlemişim .
Sakinlikte içinde ki kavga sesleri daha iyi duyulur insanın , sesler netleşir.
Her şey renk verir , her duygu kabak gibi ortada kalır , kimi zaman kızarsın kendine kimi zaman tebrik edersin kendini , kimi zamanda ölesiye acırsın acizliğine..Renk cümbüşü gibi bir şey bu . Kırmızı , sarı , yeşil her renk var yani . Gökkuşağı gibi tıpkı..
Ben de bugün bu renk cümbüşünün içine bıraktım kendimi şu dakikalar itibariyle . Ne renkler çıktı karşıma off aman off . En absürt renkleri bile gördüm şimdi..
Yani ben bugün ağladım , söyledim , çizdim , en damar şarkıları dinledim , bir de sigara keyfi yaptım (kim sigara sağlığa zararlı diye yorum bırakırsa vururum) sanırım azıcık kendime geldim...
Kendimi sevmem gerekli , sadece kendimi hem de şiddetle..Kendime kendimden başka ilaç nerde ?
İçimdeki kedinin gözleri bağladığımı farkedemeyecek kadar bilincimi yitirmediğim bir zamanın adamıyla çarpıştığım anı bana geri vermeliler diye düşünmekten vazgeçseydim sevmezdim…Pencerenin dibinde unutulmuş mor bir pencere önü çiçeği.
Hava soğuk.Tenin sıcak olsa bile üşürüm içinde.Ruhuna dokundurmaktan hoşlanmayan birinde parmaklarımın gezindiğini hissettiriyorsam karşımdaki kadar korkuyorum.Yepyeni ol-a-mayacak hikayelerin cümlelerini kısaltırken ben, bir bardak çay var elinde.Çayı seversin, ben hem çayı hem de seni...
"Kalbine zorla öğretemezsin.Yabancı sana o iki kelime."
Söylenmemiş düşüncenin günahı olmaz bazen…Düşünceni bırak bir kereliğine..
Not: Üstteki minik kedi arkadaşımın büyüttüğü ve resmini çekip bana gönderdiği yavru kedilerden biri..Teşekkür ederim Sinancım:)
ADI SEVDA kökleri hüzündü ağacın,
dalları göğe bakan,
acısı içinde duran,
duygusal , yarı deli,
bazen öfkeli,
bazen beni şaşırtan,
sevmekten yorulan,
yine de dimdik duran,
heybetli bir ağaçtı..
çünkü onun adı sevdaydı..