BU KEZ UÇTUM..
22/2/2008 · Kategori: mizah

Tango dinliyo- adımlarını ver bana..Sakın ha suskun kalma..Olduğun yerde dön;savrulup eğilir gibi yap düşme ama..Nefeslerin benim olsun..Beni anladığın vakitlerdeyiz..Zaman sensin..Saat seni gösteriyor..
Bir buket beyaz gül gelmeli! Gece vakti..Ansızın içten ve derin bir dakika..Üstelemedim..Vallahi susamadım.. Bir yerimde duramadım.. Yapamıyorum bilirsin..Pembeler görüyorum gökyüzünde..Hayatı benim gözlerimden bakmayı deneyebilirsin, siyah görüyorsan sen de..
Şirindim bir vakitler..Şimdi insan telaşlarında daha çok yoruluyor gibi görünüyorsam da aslında eskisinden daha çok şirinim..Ve sana doğru gelirken , yepyeni , bildiklerini unutmuş , taptazeyim..
Bir adım sen gel..Bir adım ben…Gözünü kırpma..Elimi bırakma ,canım sana diye söylerken…Yorulma , korkma..Yetişirim ben..Sen koşsan da..
Hı hı..inansana azcık bana...
Saçlarımı savurdum.. Yeditepe üzerinden kuzey rüzgarındaaaaa
Durma öyleJ .. Beni yakalaaaaaaaJ

Kalıcı Bağlantı Yorum ( 11 ) Yorum yaz!
AH ANILAR AHHH:)))
4/2/2008 · Kategori: mizah

Biraz önce facebook ta gezinirken ortaokul arkadaşlarımdan birinde, eski bir ortaokul fotoğrafı gözüme çarptı. Birde baktım, o zamanlarda platonikçe hoşlandığım çocuk da o fotoğrafta var. O an herşey film şeridi gibi gözümün önünden geçti ve sanki fotoğraf canlandı. Üzerinden onca yıl geçmemişti de, o fotoğraftakiler o haliyle karşımdaydılar sanki.
Ne kadar güzel, ne kadar masum yıllardı değil mi o yıllarımız. Hemen hemen hepimizin ilk aşkı vardır sanırım. Gerçek aşk değildi belkide ama o an için yüreğimizi pır pır titreten, bize hayaller kurduran, şiirler bile yazdıran bazen platonik, bazen karşılıklı nice aşklar geçmiştir o yıllardan.
Lise yıllarımızda bizim 8 kişilik bir kız grubumuz vardı ve beraberken acayip eğlenirdik. Öğle aralarında sınıf boşsa, sıraları çalıp şarkı söyleyerek düğün yapar, aramızdan seçtiğimiz geline de yaprak testler takar, test kitapları hediye ederdik :))) Eğlenceye bakarmısınız, içinde yine öss var :)
Öyle süsle, püsle, sevgililerle filan çok işimiz yoktu. Kendi kendimize yetinirdik ama hepimizinde platonikçe takıldığı birileri vardı. Tek derdimiz, platonik aşklarımıznın o gün bize bakmamasıydı :)
Karşından gelen hoşlandığın çocuğa bazen gözünün ucuyka bakarsın, bazende bakmayıp, yanındaki arkadaşına "bak bakalım bana bakacakmı" deyip çocuk gidince de "baktımı bana baktımı" diye sorarsın :)Şimdi düşününce ne kadar komik geliyor ya :))) Ne kadar çocukmuşuz ve ne hadar safmışız.
Hiç unutmadığım, hatırladıkçada güldüğüm bir olayı anlatayım size :)
Bizim okulun ek bir binası vardı, bikaç sınıfta oradaydı. Birgün o ek binada yangın çıktı, arkada bahçede yangın çıkmış ama sınıf duvarlarından birinde de hisedilmiş, hemen bina boşaltıldı, itfaiye geldi. Bir öğrendimki yanan sınıf benim hoşlandığım çocuğun olduğu sınıfmış. Hemen pencereye koştuk baktık, yanan binaya, öğrencilerin arasında o yok. Ay ne üzülmüştüm oda yandımı acaba diye :)))
Çok güzel, çok masum yıllarmış...
Tekrar o yıllara geri dönmek istermisin deseler, bikaç gün dönmek isterim tabi ama üniversite yıllarına tümden dönsem yetmez herhalde :) İkoluldan itibaren okula çok severek gittim, derslerime önem verdiğim kadar arkadaşlıklara, eğlenmeyede çok önem verdim ve çok güzel öğrencilik hayatı geçirdim. iyikide üstüne basa basa yaşamışım :)
Sizinde gözlerinizde canlandımı okul yıllarınız, lise yıllarınız ?
Kalıcı Bağlantı Yorum ( 5 ) Yorum yaz!
EL ADAMI...
8/12/2007 · Kategori: mizah

Sebepsiz ölüm yok düşüncelerimin ucunda kilit. Şarkılar aradığım adam sen değilsin dese de yüreğim söylemiyor aynı tonda .Farklı renkler seçeyim sana.Kahve yapayım sek olsun ama….
Üzgünüm biraz , kusuruma bakma.Rüyamda gördüm seni,sesin kulaklarımda.Başardın izini bıraktın kalbime.Umulmadık bi anda hayatına bırakılan hediye paketi gibiydim.Açamadın yazık ettin… Dakikalar geçiyor kahverengiye dönüyor rengim..Dokunsana yeşillendir beni.Biliyorum taptaze;yemyeşil sendeki yerim..
Kırmadığım kalplerin mükafatı yok mu hayat bana! Zamanlama hatası mıydı sonuçları olmayan hayal kırıklıklarımın nedenleri….Bilemiyordum…Suskunluğunu sevemiyordum,.olamaz mı ? belki….
Kurallarını bildiğim halde oyunun canını yakmıyordum. Gururumu kaldırdığım halde utangaçlığımdan yüzüne bakamıyor;gizliden kızarıyordum.Alışıyorum.Geçtiğim yolları bir daha geziyorum ama.Bir kendimden geçemiyorum bir senden.Sensizlikten korkuyorum gök gürültüsünden korktuğum gibi.Bakıp da gözlerini kaçıyorsun farketmedim sanma! Sığınmıştım aslında bir çocuk saflığıyla sana.
İnsanın görmek istediği halde göremediği türden bir rüyaydı gerçeğin.Dilin başka söylüyor gözün başka.Elinin dokunuşu bile farklıdır senin….
Bir adım gittim sana bin adım geriliyorsun.Sevdiğini bile bile zamanını hiçe sayıyorsun.Tüketmedin..Benden geçemedin göremiyorsun.Aptalsın.Ben senden saf'ım.Aynı yoldayız karşılaşmamak için direniyorsun..
Gün aynı gün de kalbimin atışı daha hızlı durduramıyorsun…Bu kadar akıllı bir adamsın madem, niye bile bile beni kaybetmeyi göze alıyorsun.
……….
……….
Koşmasan bile benimle yolda yürürmüsün el adamı…
fulda

Kalıcı Bağlantı Yorum ( 1 ) Yorum yaz!
YİNE BENNN..
5/12/2007 · Kategori: mizah

Bir gün herseyi yitiridigimi düsünecektim. Mavi, deniz ve kumsal akip gecicekti iki yanimdan. Tebessüm vardir ya, o bile kalmayacakti. Insan yitirdikten sonra neden yasamak istesin ki?
Basa dönüs olsaydi, emin ol ki ben asla dönmezdim. Yolun ne basinda, ne ortasinda ne de sonundayim.
Yol yok, iz yok, yoldan ekmek kirintilarini toplayan kuslar bile yok.Keyifliyim, bir munzurluk var icimde. Yaramaz olmak yakismis aynada ki resmime.
Uzak, uzak olmak arzusu. Uzaga, hep uzaga, daha da uzaga, herkesin dedigi gibi unutmak icin. Geride cok uzakta birakmak icin.
Yok olma duygusu hosuma gidiyor. Anlik bir ferahlik vermez mi insana, yok olmak?
Evet, herseyin yitirildigi bir yerde duruyorum simdi. Mavi, deniz ve kumsal iki yanimda geciyor. Ferahliyorum. Kurtulus gibi. Kum tanecikleri yüzüme vuruyor, tancikler yüzümü acitiyor, ciziliyorum. Ellerim, yüzüm, en cokta gözlerim ciziliyor. Sonra uyaniyorum ve biliyorum, o sadece gercek olmayi sart kosan bir sahtekarmis.
Günes kalbime batiyor, bir mevsim bu kadar degistirir insani.
Mutlu, mutluyum, mutluyuz, mutlular...sevgimi de nefretimi de aninda söyledigim icin daha da mutluyum galiba.
Bilinen cercevelerde degil bana düsen bakislar. Bir hayranlik var...

Kalıcı Bağlantı Yorum ( 2 ) Yorum yaz!
YİNE UÇTUM BENN :)))
3/12/2007 · Kategori: mizah

Efendim, ben düğünlerden nefret ederim.
Benim düğünüm olsun istemem. Şöyle 20-30 kişilik, şık bir kokteylim olsun isterim. Mümkünse hiçbir akrabam gelmesin, sadece ailem, yakın arkadaşlarımı falan çağırayım. Elimi sıkarak kutlasınlar, şap şup öpmesinler. Altın maltın da takmasınlar. Zaten kokteyl yarım saattten fazla sürmesin. Şık beyaz eldivenli garsonlar beyaz şarap dağıtsınlar (şampanya sevmem.), herkese bu mutlu günümüzde yanımızda oldukları için teşekkür edelim, sonra gitsinler.
Ben düğünlerden nefret ederim. Şişman teyzelerin göbeklerini hoplata hoplata halay çektiklerini, bıyıklı amcaların kasap havası oynarken terleyen koltuk altlarını falan hayal ettikçe midem kalkar. Ben kabuslarımda babamın belime kırmızı kuşak bağladığını görürüm. Bana altın takmaya çalışan ev kadınları üstüme üstüme gelir. Koşturup duran embesil akraba çocukları kirli elleriyle pastamı parmaklar. Sırf bu yüzden en büyük hayalim kocaya kaçmaktır. İşi oldu bittiye getirmek isterim. Ufak bi tatil yapıcaz ayağına uzaaaak bir yere kaçıp "anne, ben şu an evleniyorum bilio musun ehuhehe" diye telefon etmek isterim.
Ben düğün fotoğraflarından da nefret ederim. Hep gelin yüksekçe bir yerdedir, damat aşağıdan mal mal bakar. Dikkat edin, bütün düğün fotoğraflarında damadın suratında aynı salak ifadeyi göreceksiniz. Fotoğrafçı gelinliğin modelini göstermek için geline abuk subuk pozlar verdirir, arkasını döndürüp boynunu kırarcasına objektife çevirir mesela. Ya da gelin hanım ayakkabılarına çok para harcamıştır, uzun bacaklı bir sandalyeye oturur, bacak bacak üstüne atar.Ellerini de dizinde kavuşturur, ya da hemen yanında dikilen kocasına tutturur. Damadın suratına itinayla "ben bu kadına tapıyorum, allahım,ne kadar güzel" ifadesi yerleştirilir, gelinde ise daha çok bir zafer havası vardır, "30uma gelmeden kelek kocayı kaptım,haha" gibi. Bi de fotoğrafçı geline nasıl bir gaz vermişse artık, fotomodel gibi hissetmiş kendini, dudaklar hafif aralık, gözler kısık, bir bacak önde, şuh, ama şişko bir gelin adayı, ve ona melül melül bakan poz vermekten yüz kasları seğirmiş koca!
En çok gelinliklerden nefret ederim. 1.55 gelin kasnakla etekleri balon gibi açılmış kabarık gelinlik giyer. Ya da koca memeli başka bi tanesi straplez diye tutturur. Kıllı kollarını kapatmak için yaz düğününde dirseklere kadar beyaz eldiven giyen gelinler vardır. Her tarafından teller, tüller, boncuklar fışkıran rahatsız beyaz elbise! Hele o duvak!! O aptal ritüel !! İmza atılır, damat herkes gelinin yüzünü görsün diye duvağı açar, gelini alnından öper.
* Pişşştt sen ,beni herhangi birinin önünde alnımdan öpersen seni boşarım,bilmiş ol. Belime kırmızı kuşak bağlamaya çalışan olursa kendi düğünümden kaçarım. Zaten düğün müğün çekemem, nikah kıyarır, mürüvvetimizi görmek isteyen gelir, bi de pasta keseriz bahçede. Sade, elbisemsi bir gelinlik giyerim,duvak muvak takmam. Hiçbir yerime kına yaktırmam. Gelin arabası falan da süsletmem. Davul - zurna ikilisini gözüm görmesin. Düğün bütçesini bana kocaman pırlanta bir alyans almak için kullanabilirsin.sevgiler,sevgilin.:)))

Kalıcı Bağlantı Yorum ( 12 ) Yorum yaz!
ESKİ ÇAĞLARR...
30/11/2007 · Kategori: mizah

Bazen aklıma eski çağlarda ki hayat takılır.
Acaba hayat o zaman mı kolaydı, yoksa günümüzde mi?
Ne dersiniz?
Al eline bir mızrak ya da ok ve yay, güzellikler içinde, yeşil ormanlarda av koştur. Huşu içinde avını yap, akşama gel, evde bekleyen hatun kişi getirdiğin avı ateşte kızartsın, sende ye. Sonra da yan gelip yat. Bir gün sonraki avını düşün. Akşam erken yat, sabah erken kalk.
O zamanlar hayatın bir anlamı var. Bir defa etrafta konfeksiyon dükkanları yok. Hatun kişi de bu durumda, ayakkabı isterim, kürk isterim, deri etek, ceket, merserize kazak isterim diyemeyecek.
Eğer örgü yapmayı biliyorsa, kıl isterim, yün isterim diyecek. Yün örmekte zahmetli olacağı için belki onları da istemeyecek.
Oh ne güzel hayat, yan gelip yat.
O zamanlarda yaşamak varmış. Ne faturalar, ne trafikte araba keşmekeşi olacak.
Bunun dışında modayı takip etme telaşı, okul masrafı, maaş zamlarının oranlarını hesaplama da olmayacak.
Bunlarda olmayınca, herhalde depresyon, moda, diyette olmaz.
Bu durumda hatunun dırdırı, erkeğin kariyeri, aldatmak, borsa, zart zurt da olmaz.
İşte herkesin istediği hayat bu olsa gerek.
Eski çağlarda yaşamak varmış. Değil mi?

Kalıcı Bağlantı Yorum ( 5 ) Yorum yaz!
ÇOK ŞEY İSTİYORUM ÇOOOOKKKK....
25/11/2007 · Kategori: mizah
Balkonda oturmuş,rüzgarın saçlarımı yüzüme sürüklemesinden zevk almak istiyorum bu gün.. Nitekim bunu yapıyorum da..
Şarkılarda kendimi bulmak,bir hüzünlenmek bir neşelenmek istiyorum bu sabah.Bağıra bağıra şarkı söylemek sitiyorum...Sevmek istiyorum bu gün,hayal kurmak istiyorum,mutlu olduğuma kendimi inandırmak istiyorum..
Tüm sevdiklerimi görmek,onlara sarılmak istiyorum..Bodruma gitmek istiyorum,iskelede bira içmek,bağırarak şarkı söylemek,kızlaar yarın sabah erken uyanalım deyip uyanamamak,radikal kararlar alıp uyamamak,her kafadan bir ses çıkan muhabbetlerde kaybolmak,sarhoş olmak istiyorum bu gün.
.Herkes mutlu olsun istiyorum,evsiz insanlar kalmasın,Türkiyede zengin-fakir arasındaki uçurumun minimuma insin istiyorum,sayın başbakanımız(! terörle mücadele gibi) ciddi bir soruna istinaden çok konuşup boş konuşmak vah vah yazık oluyor evlatlarımıza çok üzgünüm demek yerine birşeyler yapsın istiyorum.
.Anneme sarılmak istiyorum,babama onu ne kadar çok sevdiğimi söylemek istiyorum..Kız kardeşlerimle şakalaşmak istiyorum..Doyasıya…
Ülkemizin yerinde saymak yerine bir kaç adım da olsa ileri gitmesini istiyorum,cemaatçilik anlayışını topluma bir virüs gibi yayan iktidarın kafasına saksı düşsün ve beyin göçü yaşasın istiyorum..
Daha toplumcu daha insanına değer veren bir ülke istiyorum .. .Geçenlerde tezgahtarlık yapan bir gencin "ablacım ben itü ekonomiyi bitirdim ancak bu işi yapıyorum"diyen insanlar kalmasın istiyorum..Bu durumu şiddetle kınıyorum ve insanların hakettikleri yerlere gelmesini istiyorum. Karşılarına çıkan aksakallı dede ya da bir masal perisi değneğini dokundursun bir yerlere gelsinler istiyorum.
.Dünyada barış istiyorum.. Kimse üzülmesin istiyorum..Mağdurun hakkını ben savunmak istiyorum, düşene bir tekme de ben vurmak istemiyorum,elinden tutup kaldırmak istiyorum..Ne çok şey istiyorum ben bu gün değil mi?
En çok istediğim şeye gelince..artık kendimi saklamak istiyorum bir yerlere..öyle bulamasın kimse..Ama en önemlisi,ben aradığımda kendimi ve bulamak istediğimi bulayım,nerede olduğumu bileyim,kaybolmayayım..Bir de artık ben aşk istiyorum,bu olmamışlık sona ersin istiyorum.Sevmek istiyorum , sevilmek istiyorum...Bu sabah bu kadar şey istiyorum ben..dünyayı kurtarsam da fena olmaz hani…

Kalıcı Bağlantı Yorum ( 12 ) Yorum yaz!
KOŞ FULDA KOŞ...
15/11/2007 · Kategori: mizah

Genellikle havanın güneşli olduğu günler böyle hissederdim kendimi..Erkenden kalkar,pencereleri açar süpeer bir kahvaltı hazırlayıp güne başlardım... Oysa dün gece yağmur yağdı ve sanki yağan yağmur içimdeki tüm sıkıntıyı da süpürdü gitti...
Bazen sihirli bir değnek deymiş gibi değişiverir ya insan, bu sabahta bana değdi sihirli değnek... Hayat güzel, kafam güzel daha ne olsun...
Hiç kimsecikler umrumda değil, olaylar ve durumlar tın tın...
Aslında hayata pembe gözlüklerle bakabilenler ne şanslı her olumsuzlukta kendini yaralamaya izin vermeden Fatih Ürek'in dediği gibi boşver beee,elalem ne derse desin hadiii hadiii hadiiiiii :)))
Van,tu,tri,foroooo kop kop kopp koppp hadi evladıııııımm:))
Ve son olarak kendime diyorum ki:
"KOŞ FULDA KOŞ" kimse seni yakalayamasın, kimse seni ebeleyemesin...

Kalıcı Bağlantı Yorum ( 10 ) Yorum yaz!
HAYAT BİR GARİP...
13/11/2007 · Kategori: mizah
.
Laf sokmak denen eylem, gerçekleştirildiği takdirde egoyu nasıl da tatmin ediyor değil mi?
Hele hele en son lafı sokmak, havalarda gezinmeye müthiş bir ön ayak olma durumu meydana getiriyor bile diyebilirim yani.
Kim ne derse desin; bu iş herkesin hoşuna gidiyor. Tabii mevzu kalp kırma boyutlarında yaşanıyorsa, sonrasında üzüntüye de sebebiyet veriyor ama o anlık zevk yadsınamıyor her şeye rağmen.
Ben en çok kişinin, karşı tarafın söylenen lafları karşısında söyleyecek bir şey bulamadığı zamanlarda başvurduğu "yenilen cümleyi rakibe uyarlayarak aynen iade etme" yoluna bayılıyorum. Bayılıyorum dediysem gülüyorum işte. Kardeşim, sen başından büyük işlere kalkışmısın ve bir laf sokma yarışı içerisine girmişsin madem, e birazcık yaratıcı olsana. Ne o öyle hazır lokmaya çakkadanak konuvermek. Nerede bu işin tadı-tuzu, gayesi, tavanlara vurduran hoşnutluk payesi. Bir işe soyunduysan sınırlarını zorlayacaksın; yok öyle kolaya kaçmacalar, kuru gürültüye pabuç bırakmacalar. Üret!!!
Ya işte ben de boş zamanlarımda böyle boş konular üzerinde boş boş kafa yoruyorum. Ben de üretiyor sayılırım.
Boş oturmaktan iyidir iyidir.


Kalıcı Bağlantı Yorum ( 3 ) Yorum yaz!
VALLAHİ BU KADIN MİLLETİNDEN KORKULUR...
1/11/2007 · Kategori: mizah

Merhabalar;
Çok yakınlarımdan her zaman duyduğum bir cümle vardır ki bunu hepinizin duyduğuna eminim. “ Vallahi şu kadın milletinden korkulur ! “ J Bunu bazen hoşuma giderek, bazen de kızarak dinlemişliğim olmuştur, işime nasıl geldiğiyle alakalı bir durum anlayacağınızJ
Ama şimdi bir haber okudum ve okurken o kadar güldüm ki, bunu mutlaka yazmam lazım dedimJ Bana kızanlar olacaktır, olayın aslında hiç komik olmadığını söyleyenler de tabi…
Evet düşündüm de; aslında, trajikomik diyebiliriz…
Bakınız,
Endonezya’ da 23 yalında bir kız, aşırı kıskançlık ve şüphe sebebiyle, erkek arkadaşının penisini kesmiş!!! J Bir köyde meydana gelen bu olay sonrası, kız kaçmış, çocuk ise, köyde hastane olmadığı için ancak 4 gün sonra hastaneye ulaştırılabilmiş. Kız yakalanıp gözaltına alınmış alınmasına da, olan zavallı çocuğa olmuş…J
Şimdi diyecem ki, demek ki çocuk fazla hareketliymiş, kaşı-gözü ayrı oynuyormuş, kız arkadaşının yanında rahat durmuyormuş, onda şüphe uyandıracak hareketler sergiliyormuş; sonda kız da dayanamamış, dersini vereyim demişJJ
Neyse, hikâye bana göre inanılmaz komik. Kızın cesaretini de kutlamak gerekJJ
Sevgili erkek arkadaşlarım, ne olur bana kızmayın; bu haberdeki olayın detaylarını bilmiyorum, biraz mizah yapayım dedim o kadar, yoksa asla sadist bir yanım yokturJ
Çocuğun durumu iyiymiş, ama hala şoku atlamamış; nasıl atlatsın zavallı, uyku haram artık ona, en azından yanında karşı cinsinden biri varsaJ Yazık, yumurtanın sarısı, gitti mülkün yarısı J J
Buradan herkese bir öneri, birlikte olduğunuz insanı çok iyi analiz edin, iyice tanımaya çalışın; bizler millet olarak özenen bir milletiz, ne olur ne olmaz zihniyetinden asla vazgeçmeyin; ha bir de çok klasik bir deyim vardır; “ Bu dünyada babana bile güvenmeyeceksin “ diye..Hoş ben buna pek inanmasam da; bu haberin dikkate alınması açısından, uygun bir örnek olduğunu düşündümJ
Arkanızı yaslayacağınız, birlikte olacağınız insana aman dikkat, neme lazım…
Sonradan çok acı çekmektense ( bu maneviyattan öte de olabiliyor, okudunuz işte J ) , baştan tedbiri elden bırakmamakta fayda var…
Herkese, aklıselim birliktelikler ve SAĞLIKLI günler diliyorum JJJ
Sevgiler, saygılar….

Kalıcı Bağlantı Yorum ( 4 ) Yorum yaz!
